Moda, geçmiş zamanda en çok tırnaklarda tutucu davranırdı. Neyse ki durum değişti. Tırnaklarda kahverengi ve gri gibi hiç alışık olmadığımız renkleri de görmek mümkün artık

Kendimi bildim bileli bordo, kırmızı ve ten renginin dışında sürülen her oje rengini 'demode' gördüm, burun büktüm. Bir dönem French manikür vardı, tırnakların uzun kısımlarına sürülen bu beyaz ojeye alışır gibi olduk; bir de hangi renk tırnak rengi olursa olsun, tırnak diplerinde kırmızı bir iz bırakan Karmen'e. İkisi de kısa süren sevdalar oldu, ardından da fazlasıyla demode... Benim için 80'lerden kalma morlar, pembe tonları, bir de neon renkler sadece ve sadece Harika Avcı'ya, uzun tırnaklarsa yine görmekten hazzetmediğimiz Serpil Çakmaklı veya Ahu Tuğba'ya; kısaca geçmişin kapanması gereken sayfalarına aitti. Başta Christian Dior olmak üzere bir takım moda evleri, 2006 yılından itibaren tırnaklarda değişiklik aradı. 1920'li yılları fazlasıyla teatral bir döneme çeviren John Galliano, kreatif direktörlüğünü üstlendiği Christian Dior podyumunda tırnakları uzattı, sivriltti ve koyulaştırdı. Modeller, Dior'da markanın iddialı olduğu makyaj serisini tanıtmak için ellerine vurgu yaptı, şovlarda elleri yukarıda pozlar verdi, çantalarını iyice havada taşıdı. Türk kanallarına Dedikoducu Kız olarak giren, 2000'li yılların Sex and the City'si Gossip Girl'e bile taşındı uzun, sivri tırnaklar. Ana karakteri, yeni dünyanın stil ikonu Serena Van der Woodsen iyice uzun, yuvarlak tırnaklarla dolaştı. Ama olmadı, olmadı, olmadı. Bu tarz marjinal tırnaklar, genel kitle tarafından bir türlü kabul görmedi. Modasever, tırnakta tutuculuğunu devam ettirdi.

500 MAĞAZADA TÜKENEN OJE
Tırnakta trend yaratan, tutucu modaseveri yeni renkler kullanmaya ikna eden en önemli marka Chanel, inanın bana. Markanın 1994 defilesinde kullandığı Rouge Noir ya da Vamp (No 18) olarak bilinen siyaha yakın bordosu, aynı yıl vizyona giren Pulp Fiction filminde Uma Thurman tarafından kullandı, ardından milyonlar Chanel'in bu 'uygun fiyatlı' ürününe akın etti. Bir iddiaya göre filmin gösterime girmesinin ardından, dünya genelinde Chanel oje satan 500 mağazada da ürün tükenmiş, Rouge Noir piyasaya çıkışının ilk yılında 1 milyon dolarlık satış rakamı yakalamıştı. Amerika'da 10 bin farklı renk oje üretilse de sadece Rouge Noir, kendi başına tüm renkleri alt etmeyi başardı ve hepsinden hatta belki de birçoğunun toplamından daha fazla sattı. O zamana kadar gotiklerin ve bambaşka bir modayı takip eden marjinallerin kullandığı siyaha yakın bordo, bir anda en hanım kızların bile tırnaklarını süsledi. Bir arkadaşım bu ojenin adını ve numarasını bilen şimdiki kocası, o zamanki erkek arkadaşının, moda sevdasını takdir ederek evlenme teklifini kabul ettiğini anlatmıştı bana. Dediğim gibi yıllar yılı Chanel'in No 18'inden, kırmızının tonlarından, bir de Türkler olarak Flormar 319'dan başka bir şey sürmez olduk. Türkiye'de Chanel Rouge Noir kadar efsaneleşen, rakı beyazı Flormar 319 da benzer rakamlar yakalamış; Türkiye'deki her iki kuaförden biri beyaz renk için 319 tercih etmiş. Türk kadını bu tonla öyle özdeşleşti ki, oje kullanmayı şapka takmaya benzeten ve "Başkasında beğensem de kendim kullanamıyorum," diyen bir arkadaşım, onu tanıdığım 20 yılı aşkın süredir 319'dan başka oje sürmedi.

ÇOK SADE VE ASİ
Ne yalan söyleyeyim, sıkılmıştık artık. Değişiklik olsun diye yazları nar çiçeği, kışları kırmızının başka başka tonlarını sürüp, avunuyorduk ki Chanel işe tekrar el attı. İlk olarak Blue Satin'i (Mavi Saten) çıkardı, bir sezon sonra da Jade yani zümrüt anlamına gelen yeşil rengi piyasaya sürdü. Koyu bordo kadar olmasa da modasever ikisini de bağrına bastı; cesaret edip süremeyen Jade ve Blue Satin olan tırnaklara hasetle baktı. Ama işte bu ikisi de beklenen etkiyi yaratamadı. Tam "Hiçbir oje koyu bordo olamayacak," diyorduk ki Chanel yepyeni bir renk paletinin kapılarını araladı: İçinde mor olan sütlü kahverenginin ve bu rengin tonlarının. Ojenin adı Particuliere. Markanın makyaj departmanının kreatif direktörü Peter Philips, bu oje için "Çok sade, taze, iyimser ve biraz da asi, " diyor. Tüm dünya gibi Türkiye'de de çok satıyor, hatta benim sorduğum üç parfümeride de renk tükenmiş, alternatif markaların benzer renkleri üretilmiş. Türkiye pazarına yeni giren Essie markası kahverengiden griye birbirinden şık renkler kullanmış. Akranları kadar başarılı olmasa da Flormar 413 adıyla bir kahverengiyi bu ay piyasaya sürmüş. Anlayacağınız moda, tırnaklarda tutuculuğu bırakmış, bizlere de rengârenk tırnaklarla yazı daha şık geçirmek kalmış...